Steroid Nedir? Ne İşe Yarar, Çeşitleri ve Yan Etkileri
Steroid, kimyasal yapısı dört halkalı bir iskelete (steran çekirdeğine) dayanan bir madde grubudur. Vücudumuz kolesterolden çok sayıda steroid üretir: böbrek üstü bezlerinden salgılanan kortizol, testislerden ve yumurtalıklardan salgılanan testosteron, östrojen ve progesteron bunların başlıcalarıdır. "Steroid" kelimesini günlük dilde duyduğunuzda ise iki çok farklı şey kastedilebilir: doktorun yazdığı kortikosteroid ilaçlar (kortizon türevleri) ya da sporda kullanılan anabolik androjenik steroidler. Bu rehber ikisi arasındaki farkı, steroidin ne işe yaradığını, "steroid iğne" ve "steroid ilaçlar" ifadelerinin neyi anlattığını ve yan etkilerini birlikte ele alır.
Steroid Nedir, Steroid Ne Demek?
Steroid, bir ilaç adı değil kimyasal bir sınıftır. Aynı sınıfta olan maddelerin vücuttaki işi birbirinden çok farklıdır: kortizol stres ve bağışıklık tepkisini düzenler, testosteron kas ve kemik yapısını, cinsel gelişimi ve libidoyu etkiler, östrojen ve progesteron üreme sistemini yönetir. Yani "steroid" kelimesi tek başına zararlı ya da yararlı bir şey söylemez; hangi steroidden, hangi dozda ve ne amaçla söz edildiği belirleyicidir.
Üç Karışan Kavram: Kortikosteroid, Anabolik Steroid ve Non-Steroid
- Kortikosteroidler (kortizon grubu): Prednizolon, metilprednizolon, deksametazon gibi ilaçlardır. İltihabı ve bağışıklık tepkisini baskılar; astım, alerji, romatizma, otoimmün hastalıklar ve bazı cilt hastalıklarında hekim tarafından yazılır. Kas yapmak için kullanılan maddeler değildir.
- Anabolik androjenik steroidler (AAS): Testosteronun sentetik türevleridir. "Anabolik" doku yapımını (kas, protein sentezi), "androjenik" erkeksi özelliklerin gelişimini anlatır. Tıpta sınırlı kullanım alanları vardır; sporda performans amacıyla kullanılması ise doping kapsamındadır ve ciddi sağlık riskleri taşır. Bu sitenin konusu bu gruptur.
- Non-steroid (steroid olmayan) ilaçlar: İbuprofen, diklofenak, naproksen gibi ağrı kesici ve iltihap giderici ilaçlardır (NSAİİ). Adında "steroid" geçse de steroid yapısında değildir ve yukarıdaki iki grupla karıştırılmamalıdır.
Steroid Ne İşe Yarar?
Tıpta: Kortikosteroidler ağır alerjik tepkilerde, astım ve KOAH alevlenmelerinde, romatoid artrit gibi iltihaplı hastalıklarda ve organ nakli sonrası bağışıklık ayarında kullanılır. Anabolik steroidlerin tıbbi kullanımı ise düşük testosteron düzeyi (hipogonadizm), kronik hastalıklarda kas kaybı ve bazı kansızlık türleri gibi sınırlı durumlarda, hekim kontrolünde söz konusudur.
Sporda: Anabolik steroidler kas kütlesini ve gücü artırma, toparlanmayı hızlandırma amacıyla kullanılır. Etkileri kullanılan maddeye, süreye ve kişiye göre değişir; her etki bir bedel ile gelir. Bu maddelerin spor müsabakalarında kullanımı yasaktır (doping) ve fayda-risk dengesi ancak hekim değerlendirmesiyle yapılabilir. Hangi maddenin ne yaptığını tek tek incelemek için testosteron esterleri rehberine, Anavar rehberine ve trenbolon rehberine bakabilirsiniz.
Steroid İğne Nedir? Çeşitleri Nelerdir?
"Steroid iğne" ifadesi de iki ayrı anlama gelir:
- Tıbbi steroid iğne: Hekimin eklem içine, omurga çevresine (epidural), kasa ya da damara uyguladığı kortikosteroid enjeksiyonlarıdır. Diz, omuz gibi eklem iltihaplarında, bel ve boyun ağrılarında, ağır alerjilerde kullanılır. Uygulama sıklığı sınırlıdır ve sağlık kuruluşunda yapılır.
- Sporda kullanılan enjeksiyonluk anabolik steroidler: Testosteron esterleri (enantat, sipiyonat, propiyonat, Sustanon karışımı), nandrolon (Deca Durabolin), trenbolon ve boldenon gibi yağ bazlı enjeksiyonlardır. Ester yapısı salınım süresini belirler. Bu grubun ürünleri için enjeksiyonluk steroidler kategorisine bakabilirsiniz; güvenli uygulama ve yan etkiler için enjeksiyonluk steroidler rehberine göz atın.
Hekimin uyguladığı steroid iğneyle sporcu kullanımı aynı şey değildir; biri tedavi, diğeri performans amaçlıdır.
Steroid İlaçlar: Hap mı, İğne mi, Krem mi?
Steroid ilaçlar farklı formlarda bulunur: tablet ve hap (oral), enjeksiyon, inhaler (astım spreyi), göz damlası, burun spreyi ve cilt kremi. Kortikosteroid kremler ve göz damlaları yerel etki gösterir; tablet ve enjeksiyon formları tüm vücuda yayılır ve yan etki riski daha yüksektir. Sporda kullanılan oral anabolik steroidler (örneğin Dianabol, Anavar, Anapolon, Winstrol, Turinabol) karaciğerden geçişe dayanıklı olacak şekilde kimyasal olarak değiştirilmiştir; bu değişiklik karaciğer üzerindeki yükü artırır. Bu grubun ürünleri oral steroidler kategorisinde, karaciğer yükü ve korunma yöntemleri oral steroid yan etkileri yazısında anlatılır.
Steroid Yan Etkileri Nelerdir?
Anabolik steroidlerde en sık bildirilen etkiler: kolesterol profilinin bozulması (HDL düşer, LDL yükselir), tansiyon artışı, kalp kasında kalınlaşma, karaciğer enzimlerinde yükselme (özellikle oral formlarda), akne, saç dökülmesi (yatkın kişilerde), erkeklerde meme dokusu büyümesi, vücudun kendi testosteron üretiminin baskılanması, testis küçülmesi ve doğurganlıkta azalma, ruh hali değişimleri. Kadınlarda ses kalınlaşması ve kıllanma gibi erkeksileşme belirtileri kalıcı olabilir. Ayrıntı için endokrin sistem üzerindeki yan etkiler yazısına bakın; kan değerlerinin takibi için kan tahlili rehberi yol göstericidir.
Kortikosteroidlerde uzun süreli veya yüksek doz kullanımda kilo alımı ve yüzde yuvarlaklaşma, kan şekeri yükselmesi, kemik erimesi, mide sorunları, enfeksiyonlara yatkınlık, cilt incelmesi ve ruh hali değişimleri görülebilir. Bu ilaçlar hekime danışmadan aniden bırakılmamalıdır; vücudun kendi kortizol üretimi baskılanmış olabilir.
Ne Zaman Hekime Başvurmalı?
Steroid türü ne olursa olsun şu belirtiler görülürse gecikmeden bir sağlık kuruluşuna başvurun: göğüs ağrısı, nefes darlığı, ani yüksek tansiyon, ciltte ya da gözde sararma, koyu renkli idrar, şiddetli karın ağrısı, belirgin ruh hali çöküşü, bacakta tek taraflı şişlik ve ağrı. Steroid kullanıyorsanız ya da kullanmayı düşünüyorsanız bir hekimle (endokrinoloji ya da spor hekimliği) konuşmanız ve kan değerlerinizi izletmeniz önemlidir. Bu yazı tıbbi tavsiye değildir.
Orijinal ve Sahte Ürün
Anabolik ürün piyasasında sahte, eksik dozlu ya da kontamine ürün riski ciddidir; etikette yazan madde içeride olmayabilir. Üretici barkodu, parti numarası ve laboratuvar analiz sonucunu karşılaştırmak ilk adımdır. Ayrıntılı kontrol listesi için sahte steroid nasıl anlaşılır rehberini okuyun. Süreç sonrasında hormonal dengenin yeniden kurulması için PCT rehberi, ilk kez düşünenler için ilk kür rehberi hazırlanmıştır. Katalogdaki ürünlere tüm ürünler sayfasından ulaşabilirsiniz.
Anabolik Steroidlerin Kimyasal Yapısı ve Sınıflandırması
Anabolik androjenik steroidler (AAS), erkek cinsiyet hormonu olan testosteronun sentetik türevlerini ve bu hormonun hücresel düzeydeki etkilerini taklit eden molekülleri tanımlar. Tıbbi literatürde bu bileşikler, doku yapımını uyaran anabolik özellikler ile eril cinsiyet özelliklerinin gelişimini destekleyen androjenik etkilerin birleşiminden oluşur. Spor hekimliği, endokrinoloji ve biyokimya disiplinlerinde bu maddelerin kimyasal davranışlarını anlamak, moleküler modifikasyonların vücuttaki hücresel hedeflerini kavramayı gerektirir.
Biyolojik açıdan tüm steroid hormonlar, kolesterol molekülünün enzimatik dönüşümleri neticesinde üretilen steran çekirdeğine dayanır. Farmakolojik araştırmalar, doğal testosteron molekülünün oral yoldan alındığında karaciğerde hızla parçalanması ve kısa yarılanma ömrüne sahip olması nedeniyle çeşitli kimyasal türevlerin geliştirilmesine odaklanmıştır. Bu çalışmalar sonucunda bileşikler farklı kimyasal ailelere ayrılmış ve her birinin reseptör afinitesi, doku seçiciliği ve metabolik stabilitesi değişiklik göstermiştir.
Steroidlerin Temel Moleküler Mimarisi
Bütün anabolik steroidlerin omurgası, siklopentanoperhidrofenantren olarak adlandırılan ve birbirine kaynaşmış dört karbon halkasından meydana gelen bir çekirdek yapıdır. Bu mimari; üç adet altıgen sikloheksan halkası (A, B ve C halkaları) ile bir adet beşgen siklopentan halkasından (D halkası) teşekkül eder. Toplamda 17 karbon atomundan oluşan bu temel steran yapısı, üzerine bağlanan metil, hidroksil, keto ve alkil grupları sayesinde spesifik biyolojik aktiviteler kazanır.
Testosteron molekülünde C-3 pozisyonunda bir keto grubu, C-4 ve C-5 karbonları arasında çift bağ ve C-17beta pozisyonunda bir hidroksil grubu yer alır. C-17beta pozisyonundaki hidroksil grubu, molekülün hücre çekirdeğindeki androjen reseptörlerine kilitlenmesi için vazgeçilmez bir geometrik uyum sunar. Molekül üzerinde yapılan küçük kimyasal oynamalar, bileşiğin anabolik ve androjenik etki oranlarını köklü biçimde değiştirir. Örneğin, C-17 pozisyonuna bir metil grubu eklenmesi molekülün karaciğerden ilk geçişinde parçalanmasını önlerken, ester zincirlerinin bağlanması molekülün kas içi yağ depolarından yavaş salınmasını sağlar.
Bu moleküler çeşitlilik, farmakolojik literatürde bileşiklerin üç temel türev ailesi altında toplanmasına zemin hazırlamıştır: Testosteron türevleri, dihidrotestosteron (DHT) türevleri ve 19-nortestosteron türevleri.
Üç Ana Kimyasal Aile ve Yapısal Sınıflandırma
Sentetik anabolik maddelerin sınıflandırılmasında temel kriter, molekülün hangi öncül hormondan modifiye edildiğidir. Bu ayrım, bileşiklerin aromataz enzimiyle etkileşimini, 5-alfa redüktaz yoluyla indirgenme potansiyelini ve progestajenik aktivitelerini doğrudan belirler.
Testosteron ve Doğrudan Türevleri
Bu grup, doğal testosteron hormonunun kimyasal yapısını koruyan ya da çok ufak modifikasyonlarla geliştirilmiş molekülleri kapsar. Testosteron türevleri, vücutta bulunan aromataz enzimi tarafından dişi cinsiyet hormonu olan estradiole dönüştürülebilir. Bu dönüşüm, su tutulumu, kan basıncında artış ve meme dokusunda büyüme gibi östrojenik yan etkilerin ortaya çıkmasına yol açabilir.
Testosteronun C-17beta pozisyonundaki hidroksil grubuna karboksilik asit zincirlerinin bağlanmasıyla enjekte edilebilir esterler üretilir. Propiyonat, enantat ve sipiyonat gibi esterler, aktif hormonun lipofilik karakterini artırarak depodan salınım süresini uzatır. Öte yandan, molekülün C-1 ve C-2 pozisyonları arasına çift bağ eklenmesi boldenon bileşiğini oluşturur; bu değişiklik molekülün aromataz enzimine olan yatkınlığını testosterona kıyasla yarı yarıya azaltır.
C-17alfa pozisyonuna metil grubu eklenmesiyle elde edilen oral steroidler kategorisindeki en bilinen örnek methandrostenolone, yani yaygın adıyla dianabol molekülüdür. Bu kimyasal düzenleme ilacın oral biyoyararlanımını yükseltirken, molekülün hepatositler üzerindeki yükünü artırır ve karaciğer enzimlerinin yükselmesine neden olur.
Dihidrotestosteron (DHT) Türevleri
Dihidrotestosteron, testosteronun hedef dokularda 5-alfa redüktaz enzimi aracılığıyla A halkasındaki çift bağın doyurulmasıyla üretilen güçlü bir androjenik metabolittir. DHT türevi steroidlerin en ayırt edici özelliği, aromataz enzimi tarafından kesinlikle estradiole dönüştürülememeleridir. Dolayısıyla bu gruptaki maddeler östrojenik su tutulumuna veya jinekomasti gelişimine doğrudan zemin hazırlamaz.
DHT yapısında gerçekleştirilen sentezlerle üretilen başlıca moleküller şunlardır:
- Oksandrolon: A halkasındaki 2 numaralı karbon atomunun bir oksijen atomuyla yer değiştirmesi (heterosiklik modifikasyon) sonucu elde edilir. Bu yapı, bileşiğe belirgin bir anabolik karakter kazandırırken androjenik baskıyı sınırlar.
- Stanozolol: A halkasına kaynaştırılmış pirazol halkası içeren özgün bir moleküldür. Seks hormonu bağlayıcı globulin (SHBG) seviyelerini belirgin biçimde düşürerek dolaşımdaki serbest hormon miktarını yükseltir.
- Methenolone: 1 numaralı karbonda bir metil grubu barındıran bu bileşik, karaciğerde parçalanmaya karşı nispeten dirençlidir. Özellikle primobolan adıyla bilinen esterlenmiş enjekte edilebilir ve oral formları, kontrollü androjenik profilleriyle tanınır.
- Drostanolon (Masteron): 2-alfa pozisyonundaki metilasyonu sayesinde aromataz enzimini inhibe edici zayıf bir anti-östrojenik davranış sergiler.
DHT türevleri aromataz etkisine dirençli olsalar da, saç folikülleri ve prostat dokusundaki androjen reseptörlerine yüksek afiniteyle bağlanarak genetik yatkınlığı olan bireylerde saç dökülmesini ve prostat hipertrofisini tetikleyebilir.
19-Nortestosteron (Nandrolon) Türevleri
19-Nortestosteron ailesi, testosteron omurgasındaki 19 numaralı karbon atomuna bağlı olan metil grubunun çıkarılmasıyla meydana gelir. Bu tek atomluk eksiklik, molekülün konformasyonel geometrisini kökten değiştirerek bileşiğin androjenik aktivitesini dramatik şekilde zayıflatırken anabolik etkisini korumasını sağlar.
Bu ailenin en karakteristik temsilcisi nandrolondur. Nandrolon, 5-alfa redüktaz enzimiyle temas ettiğinde testosteronun aksine daha zayıf bir androjen olan dihidronandrolona (DHN) dönüşür; bu durum bileşiğin saç folikülleri ve cilt üzerindeki androjenik yükünü hafifletir. Ancak 19-nor bileşikleri, yapılarındaki moleküler esneklik sebebiyle progesteron reseptörlerine afinite gösterir. Progestajenik uyarım, hipofiz bezinden prolaktin salgılanmasını artırabilir ve endojen gonadotropin (LH ve FSH) üretimini derin biçimde baskılayabilir.
Aynı ailenin diğer bir sentetik üyesi olan trenbolon, 9 ve 11 numaralı karbonlar arasında ek çift bağlar içerir. Bu yapısal konfigürasyon, aromataz enziminin moleküle bağlanmasını tamamen engellerken, androjen ve progesteron reseptörlerine son derece kuvvetli bir bağlanma yeteneği kazandırır.
Androjenik ve Anabolik Oranlar (Hershberger Biyo-Analizi)
Tarihsel olarak steroid moleküllerinin kas yapıcı (anabolik) kapasiteleri ile eril dokuları uyarıcı (androjenik) etkilerini ayrıştırmak için Hershberger biyo-analizi geliştirilmiştir. Bu deney modelinde, orşiektomi uygulanmış (testisleri alınmış) genç sıçanlara test edilen bileşik verilir ve levator ani kasındaki ağırlık artışı (anabolik gösterge) ile ventral prostat ve seminal vezikül dokularındaki büyüme (androjenik gösterge) ölçülerek bir oran belirlenir.
Bu modelde doğal testosteron molekülü 100:100 referans değeriyle temel alınmıştır:
- Testosteron: 100 Anabolik / 100 Androjenik (Dengeli referans ekseni).
- Methandrostenolone (Dianabol): 90-210 Anabolik / 40-60 Androjenik (Androjenik yük zayıflatılmış, anabolik etki artırılmıştır).
- Oksandrolon: 322-630 Anabolik / 24 Androjenik (Anabolik ayrışma oldukça belirgindir).
- Nandrolon: 125 Anabolik / 37 Androjenik (Düşük androjenik indeks sergiler).
- Trenbolon: 500 Anabolik / 500 Androjenik (Her iki parametrede de referans hormonun beş katı güçtedir).
Bu teorik oranlar biyolojik dokularda tamamen pürüzsüz bir ayrışma sağlamaz. Tıbbi araştırmalar, hiçbir sentetik türevin androjenik etkilerden bütünüyle arındırılamadığını ve suprafizyolojik dozlarda tüm anabolik moleküllerin belirgin androjenik yük oluşturduğunu kanıtlamıştır.
Hücresel Androjen Reseptör Bağlanması ve Sinyal İletimi
Steroidlerin kas hücreleri üzerindeki yapıcı etkisi, hücre çekirdeğindeki gen ekspresyonunun modülasyonu yoluyla gerçekleşir. Lipofilik (yağda çözünen) karakterleri sayesinde steroid molekülleri, hücrenin fosfolipid çift katmanlı plazma membranından pasif difüzyonla sitoplazmaya geçer.
Sitoplazmada bulunan androjen reseptörü (AR), inaktif durumdayken ısı şok proteinleri (özellikle HSP90 ve HSP70) ile kompleks halindedir. Steroid molekülü reseptörün ligand bağlama bölgesine yerleştiğinde, yapısal bir konformasyon değişikliği tetiklenir ve ısı şok proteinleri kompleksten ayrılır. Aktive olan reseptör-ligand kompleksi nükleer membran üzerindeki porlardan geçerek hücre çekirdeğine (nükleusa) transloke olur.
Çekirdek içinde iki ayrı reseptör molekülü bir araya gelerek homodimer oluşturur. Bu dimer yapı, genomik DNA üzerindeki spesifik baz dizilimleri olan hormon yanıt elemanlarına (Androgen Response Elements - ARE) bağlanır. Koaktivatör proteinlerin sürece dahil olmasıyla birlikte RNA polimeraz II enzimi uyarılır ve hedef genlerin haberci RNA (mRNA) transkripsiyonu başlatılır. Sentezlenen mRNA dizilimleri sitoplazmaya dönerek ribozomlarda aktin, miyozin ve diğer yapısal kas proteinlerinin üretimini hızlandırır.
Biyolojik ve Fizyolojik Etkilerin Kapsamı
Androjen reseptörlerinin uyarılması vücutta çok yönlü biyolojik tepkiler zincirini harekete geçirir:
- Nitrojen Retansiyonu: Kas hücresinde protein sentez hızının protein yıkım hızını aşması sonucu pozitif nitrojen dengesi kurulur. Bu durum hücresel miyofibriler hacim artışının temelini oluşturur.
- Satellit Hücre Aktivasyonu: Kas liflerinin çevresinde uyku halinde bekleyen kök hücre benzeri satellit hücrelerin bölünmesi ve hasarlı kas lifleriyle kaynaşması teşvik edilir; bu da kas hücrelerindeki çekirdek sayısını artırır.
- Eritropoez Uyarımı: Böbreklerdeki tübüler hücreleri etkileyerek eritropoietin (EPO) salgılanmasını artırır; bu mekanizma alyuvar sayısını ve hemoglobin konsantrasyonunu yükselterek dokulara oksijen taşınmasını destekler.
- Endokrin Geri Bildirim ve HPTA Baskılanması: Dolaşımdaki yüksek androjen seviyeleri, hipotalamustan GnRH salınımını ve hipofiz bezinden LH ile FSH üretimini durdurur. Bunun sonucunda testislerdeki Leydig hücreleri endojen testosteron sentezini tamamen keser.
Farmakolojik ürün spektrumunun ayrıntılarını değerlendirmek isteyen araştırmacılar, tüm ürünler kataloğundaki teknik bilgileri ve enjeksiyonluk steroidler kategorisindeki bileşik profillerini inceleyerek moleküler farmakokinetik hakkında derinlik kazanabilirler.
Önemli Sağlık Uyarısı
Anabolik androjenik steroidler, insan fizyolojisi ve hormon dengesi üzerinde derin ve bazen kalıcı hasarlar bırakma potansiyeline sahip yüksek riskli kimyasal bileşiklerdir. Bu maddelerin uzman bir hekim gözetimi ve klinik gerekçe bulunmaksızın kullanılması; sol ventrikül hipertrofisi, ateroskleroz, inme, karaciğer yetmezliği, peliosis hepatis ve doğal testosteron üretiminin kalıcı kaybı gibi hayati komplikasyonlara yol açabilir.
Bu maddelerin kullanımı yalnızca uzman bir tıp hekiminin doğrudan takibi ve kontrolü altında değerlendirilmelidir. 18 yaşın altındaki bireylerin, hormonal gelişimi tamamlanmamış gençlerin, kalp-damar sistemi rahatsızlığı, böbrek yetmezliği veya karaciğer bozukluğu olan kişilerin bu moleküllere temas etmesi kesinlikle uygun değildir. Bilinçsizce alınan her kimyasal madde geri dönülmez fizyolojik hasarlara yol açabilir.
Bilimsel Referanslar ve Kaynaklar
- Kicman, A. T. (2008). "Pharmacology of anabolic steroids." British Journal of Pharmacology, 154(3), 502-521. DOI: 10.1038/bjp.2008.165
- Bhasin, S., et al. (2001). "Testosterone dose-response relationships in healthy young men." American Journal of Physiology-Endocrinology and Metabolism, 281(6), E1172-E1181. DOI: 10.1152/ajpendo.2001.281.6.E1172
- Kuhn, C. M. (2002). "Anabolic steroids." Recent Progress in Hormone Research, 57(1), 411-434. [PubMed: 12017555]
Sıkça Sorulan Sorular
Steroid nedir?
Steroid, dört halkalı steran iskeletine dayanan bir madde grubudur. Vücut kortizol, testosteron, östrojen ve progesteron gibi steroid hormonları kendisi üretir. Günlük dilde "steroid" ya hekimin yazdığı kortikosteroid ilaçları ya da sporda kullanılan anabolik androjenik steroidleri anlatır.
Steroid ne demek?
Steroid kimyasal bir sınıfın adıdır; tek başına iyi ya da kötü bir anlam taşımaz. Anlamı hangi steroidden söz edildiğine (kortizon grubu mu, anabolik mi) ve hangi amaçla kullanıldığına göre değişir.
Steroid ne işe yarar?
Kortikosteroidler iltihabı ve bağışıklık tepkisini baskılar; astım, alerji, romatizma gibi hastalıklarda hekim tarafından kullanılır. Anabolik steroidler kas yapımını ve gücü artırır; sporda performans amacıyla kullanımı doping sayılır ve sağlık riskleri taşır.
Steroid iğne nedir?
Ya hekimin eklem, omurga çevresi ya da kasa uyguladığı kortikosteroid enjeksiyonudur ya da sporda kullanılan yağ bazlı anabolik steroid enjeksiyonlarıdır (testosteron esterleri, nandrolon gibi). İkisi farklı amaçlıdır.
Steroid ilaçlar hangileridir?
Kortikosteroidler (prednizolon, metilprednizolon, deksametazon, hidrokortizon), anabolik androjenik steroidler (testosteron türevleri) ve cinsiyet hormonu ilaçları bu sınıfa girer. İbuprofen ve diklofenak gibi non-steroid ilaçlar steroid yapısında değildir.
Steroid yan etkileri nelerdir?
Anabolik steroidlerde kolesterol bozukluğu, tansiyon artışı, karaciğer enzim yükselmesi, akne, saç dökülmesi ve hormon üretiminin baskılanması görülebilir. Kortikosteroidlerde uzun kullanımda kilo alımı, kan şekeri yükselmesi, kemik erimesi ve enfeksiyon yatkınlığı olabilir. Hekime danışmadan bırakılmamalı ve başlanmamalıdır.
Anabolik steroid ile kortizon aynı şey mi?
Hayır. Kortizon ve türevleri iltihap giderici ilaçlardır, kas yapmak için kullanılmaz. Anabolik steroidler testosteronun sentetik türevleridir ve doku yapımını artırır.
Anabolik ve androjenik terimleri arasındaki temel fark nedir?
Anabolik etki kas dokusu inşası, nitrojen tutulumu ve hücresel protein sentezini ifade ederken; androjenik etki ses kalınlaşması, vücut kıllanması, sebum üretimi ve erkek cinsiyet organlarının uyarılması gibi erilleştirici fiziksel değişimleri kapsar.
DHT türevi bileşikler neden östrojene dönüşmez?
DHT ve türevlerinin A halkasındaki karbon bağları doymuş yapıdadır; bu geometrik konfigürasyon aromataz enziminin moleküle bağlanmasını ve steroid çekirdeğini aromatik östrojen halkasına dönüştürmesini kimyasal olarak imkansız kılar.
19-Nortestosteron bileşiklerinin prolaktin üzerindeki etkisi nasıl gelişir?
Bu moleküller 19. karbondaki metil grubunun eksikliği nedeniyle progesteron reseptörlerine yüksek afinite gösterir; uyarılmış progesteron reseptörleri hipofiz bezindeki laktotrop hücreleri tetikleyerek dolaşımdaki prolaktin seviyelerinin yükselmesine yol açabilir.